Havacılık dünyasında dengeler değişiyor. İstanbul Havalimanı, Temmuz 2026 verilerine göre Londra Heathrow Havalimanı’nı geride bırakarak Avrupa’nın en yoğun havalimanı unvanını ele geçirdi. Bu kritik değişim, uzun süredir tartışmaların odağında olan Heathrow’un üçüncü pist projesi için yeni bir gerekçe oluşturdu.
Veriler İstanbul’u İşaret Ediyor
Temmuz ayında İstanbul Havalimanı 8,15 milyon yolcuyu ağırlarken, Londra Heathrow Havalimanı 7,86 milyon yolcuda kaldı. Heathrow’un yolcu trafiğinde geçen yılın aynı dönemine göre %1,5’lik bir düşüş yaşanırken, İstanbul Havalimanı %2,3’lük bir büyüme kaydederek aradaki 300 binlik farkla zirveye oturdu. Heathrow’un performansındaki düşüşte, Orta Doğu rotalarındaki uçuşların %20,2 oranında azalmasının etkili olduğu belirtiliyor.
Heathrow: “Rekabet İçin Genişleme Şart”
İstanbul Havalimanı’nın yükselişi, Londra yönetimi tarafından “üçüncü pistin zorunluluğuna” dair somut bir kanıt olarak değerlendirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Heathrow yetkilileri, “Avrupa’nın en yoğun merkezi olma unvanının İstanbul’a geçmesiyle, genişleme ihtiyacımız her zamankinden daha net hale geldi” ifadelerini kullandı.
Heathrow yönetimi, 33 milyar sterlinlik devasa genişleme projesiyle yıllık yolcu kapasitesini 150 milyona çıkarmayı hedefliyor. Ancak çevre endişeleri ve finansman tartışmaları nedeniyle proje hala siyasi olarak hassas bir konumda bulunuyor.
İstanbul’un Avantajı: 24 Saat Kesintisiz Kapasite
Uzmanlar, iki havalimanı arasındaki farkın sadece yolcu sayısından ibaret olmadığını, altyapı kapasitesine dayandığını vurguluyor. Londra’nın merkezinde yer alan ve çevre kısıtlamaları nedeniyle genişleme alanı bulmakta zorlanan Heathrow’un aksine, İstanbul Havalimanı modern site yapısı ve 24 saat kesintisiz, üç bağımsız pistte eş zamanlı operasyon imkânı ile büyük bir lojistik avantaja sahip.
İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, bu başarıyı “önemli bir kilometre taşı” olarak nitelendirerek, dördüncü pistin de yıl sonuna kadar devreye girmesiyle kapasitenin daha da artacağını belirtti.
Havacılık sektöründeki bu rekabet, Avrupa semalarındaki liderlik mücadelesinin artık sadece yolcu talebiyle değil, havalimanlarının büyüme ve genişleme kapasiteleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
